SİZ DE KURTULABİLİRSİNİZ!
İnsanın taşıması gerektiğinden fazlasını taşıması; hem de lüzumsuz şekilde, taşınma süresini de aşarak taşıması farklı merkezlerde ve çeşitli tiplerde fıtıklara yol açıyor. Hepimiz fıtık denilince sadece “bel ya da boyun fıtığını” biliyoruz ama İNSAN olarak hepimizin zihin ve ruh fıtıkları da var maalesef. Bel fıtığımızın farkında olabiliyoruz ama nedense daha çok farkında olmamız gereken zihin (bilinç) ve ruh fıtıklarını görmezden geliyor ve umursamıyoruz. Bu da çeşitli huzursuzluklara, umutsuzluklara, karamsarlıklara, tatminsizliklere; bütün bunlara bağlı olarak da endişeye, kaygıya, korkuya sebep olabiliyor.
İnsanoğlu, varlığını bir üçleme ile kavrayabilir ve anlayabilir. Bu hepimizin üzerinde hassasiyetle durmamız gereken Beden – Zihin – Ruh üçlemesidir. Eğer varlığımızın bu üç temel ayağı arasında DENGE ve AHENK yoksa bedenimizin de zihnimizin de ruhumuzun da huzur bulması, sağlıklı olması, olumlu düşünmesi ve hissetmesi pek mümkün olmamaktadır. Çünkü bütün sistem bu üç temel unsurun iletişimine, dengesine ve ahengine bağlıdır.
Şimdi birlikte düşünelim:
Bedenimiz, zihnimiz (aklımız, beynimiz, bilincimiz) ve ruhumuz hem kendi içlerinde hem de birbirleri ile dengeli bir biçimde çalışıyor mu? Aralarındaki iletişim sağlıklı mı? Ahenkli bir işbirliği ve dayanışma içerisindeler mi? Kim kime daha baskın? Kim kimin güdümünde? Kim kimden habersiz? Bedenimize kaldırabileceğinden daha fazlasını yüklediğimizde, organizmamızın çeşitli rahatsızlıklarına sebep olabilecek ani ve uygunsuz hareketleri yaptığımızda ya da tamamen hareketsiz kaldığımızda zihnimiz ve ruhumuz bundan nasıl etkileniyor? Organizmamızın, kemik ve kas yapımızın, beden sistemimizin isyanlarına sebep olan bir beslenme şekliyle aldığımız kilolar, biriktirdiğimiz yağlar fazladan yük değil mi? Bel fıtığımız bizi rahatsız edip inim inim inlettiğinde zihnimiz fonksiyonlarını yerine getirebiliyor mu? Ruhumuz bundan ıstırap duymuyor mu?
Ruhumuzda fırtınalar eserken, duygularımızın kasırgası önüne kattığını sürükleyip götürürken, hüzünlerimizin, ümitsizliklerimizin dalgaları sürekli olarak sahillerimizi döverken zihnimiz güllük gülistanlık olabiliyor mu? Bedenimiz ruhumuzun bu karmaşasından nasıl etkileniyor? Hastalıklarımızın pek çoğu ruhsal dengesizlik ve ahenksizliklerimizin eseri değil mi acaba?
Zihnimize boca ettiğimiz ve her şekliyle sağlıklı düşünmemizi, isabetli kararlar vermemizi engelleyen çöp dosyaları neden atmıyoruz? Neden artık kullanmadığımız, süresi dolmuş, işimize yaramayan fikirleri, düşünceleri, kâğıtları, dosyaları, klasörleri Geri Dönüşüm Kutusuna göndererek zihnimizi (bilinçaltımızı) rahatlatmıyoruz?
Bilgisayarımızın, telefonumuzun hafıza kapasitesi dolduğunda hemen işe koyuluyor ve bazı uygulamaları, fotoğrafları, oyunları, bilgileri, dosyaları siliyoruz. Bunu neden kendi zihnimiz için de yapamıyoruz? Bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuz Çöp Ev muamelesi mi görüyor sahibi (en azından emanetçisi) olan bizler tarafından?
Peki, bütün bunları neden yapıyoruz kendimize? Kendimizle zorumuz (sorunumuz) ne?
Sizi daha fazla yormak istemiyorum aslında. Cevabı ve çözümü paylaşarak fıtıklarımızdan nasıl kurtulacağımıza odaklanabiliriz birlikte:
Her aracın, her cihazın, her makinenin beraberinde bir Kullanım Kılavuzu veriliyor. Biz bu rehbere göre detayları öğrenerek kullanıyoruz bütün aletleri, araçları, cihazları değil mi? Acaba İNSAN olarak bize de kendi kendimizi bilmek, tanımak, fark etmek ve değerlendirmek üzere bir Kullanım Kılavuzu verilmemiş mi? Bu hayatı ve benliğimizi; bedenimizi, zihnimizi, ruhumuzu bize bahşeden Yaratıcımızın bu muhteşem sanat eserini yaratırken insanlara böyle bir Kullanım Kılavuzu sunmamış, göstermemiş, indirmemiş, ulaştırmamış olması mümkün mü?
Tabii ki mümkün değil!
Bizim de maddi ve manevi yapımızın bütün özelliklerini ve hassasiyetlerini, yapabileceklerimizi, yapamayacaklarımızı; hafıza kapasitemizi, ruhumuzun derinliklerini bilmemiz, öğrenmemiz, tanımamız, keşfetmemiz ve buna göre hayatımızı yeniden dizayn edip yolumuza devam etmemiz gerekiyor. Bunun için de sebepli sebepsiz, gerekli gereksiz yıllardır yüklendiğimiz bütün maddi ve manevi yüklerden arınmamız, kurtulmamız, rahatlamamız gerekiyor.
Hemen bir adım atalım ve birlikte başlayalım bunu yapmaya:
Şimdi herkes bir kağıt ve kalem alsın. Kâğıdınıza 3 bölüm çizin:
- Beden
- Zihin
- Ruh
Her bölüme 5 maddelik bir yer ayırın ve madde numaralarını sıralayın.
Sonra beden bölümünden başlayarak sizi rahatsız eden, taşımamanız gerektiğini düşündüğünüz, fazlalığı ile çeşitli fıtıklara, sızılara, ağrılara sebep olan yüklerinizi yazın. Mesela fazla kilolarınız, yağlarınız, hareketsizliğiniz (tembelliğiniz), şekeriniz, tansiyonunuz, gereksiz meşguliyet ve yorgunluklarınız gibi…
Sonra zihin bölümüne geçin. Buraya da zihninizi sürekli meşgul eden, düşüncelerinizi olumsuz etkileyen ve sağlıklı düşünmenizi engelleyen 5 maddeyi yazın. Ertelemeleriniz, varsayımlarınız, ön yargılarınız gibi…
Şimdi sıra geldi ruhunuza!
Şu sıralar ruhunuzu en çok hangi duygunuz rahatsız ve huzursuz ediyor? Bu bölüme de ruhunuza yüklediğiniz ve kurtulmanız gereken 5 maddeyi yazın. Karamsarlıklarınız, hüzünleriniz, melankolileriniz, huzursuzluklarınız; gereksiz kaygılarınız, lüzumsuz endişeleriniz, yersiz korkularınız gibi…
Bütün bunları yapabilmeniz için o hep söylediğimiz kendinize doğru içsel bir keşif yolculuğuna çıkmanız ve bunun gereğini yerine getirmeniz lazım. Yani önce kendinizi fark etmek sonra fazla yüklerinizi terk etmek…
Kendi benliğinizin temel unsurları olan beden – zihin – ruh üçlemesinin denge ve ahengini sağlamak üzere; kendinize gelmek, kendiniz için olumlu adımlar atabilmek, kendiniz olmak amacıyla harekete geçmenizin vaktidir diye düşünüyorum.
O zaman hemen kendiniz için bir hedef belirleyin. Üç başlıkta beşer maddeniz vardı. Her hafta her başlıktan birer madde silebilirseniz yavaş yavaş hafiflediğinizi ve fıtıklarınızdan kurtulmaya başladığınızı göreceksiniz.
Bedeninizin, zihninizin, ruhunuzun bütün koridorlarını, odalarını, antrelerini, salonlarını, balkonlarını, çamaşır odalarını, giyinme dolaplarını, hollerini, ortak kullanım alanlarınızı hatta tuvalet ve banyolarını (ebeveyn banyolarını lütfen unutmayalım) sakin bir biçimde, yavaş yavaş kontrol edin. Aslında hiç işinize yaramayan; yer ve zamanınızı çalan, sizi gereksiz yere meşgul eden, kafanızı karıştıran, huzursuzluk ve mutsuzluğa sebep olan ne kadar eşya olduğunu tespit edin önce. Sonra da birer birer atın bunları. Kurtulun. Hafifleyin. Kendinize, özünüze dönün…
E hadisenize! Ne duruyorsunuz?

Ahmet Ballı
29 Nisan 2026 20:48Yüklerden kurtulmak mümkün değildir. Yükler bizim aynı zamanda bir tür sınavımız. Biri bitince başka bir şeyler mutlaka çıkacak. Taki mahşeri aleme kadar. Sınav kâğıdımız mahşeri alemde değerlendirilecek. İşte o zaman ya yüklerimizden kurtulacağız ya da daha kötü yüklerle yaşayacağız. Sağlıcakla kalın değerli dostlar.
Orhan Demir
29 Nisan 2026 20:38İnsan çoğu zaman dış dünyayı düzenlemeye çalışırken kendi içindeki dağınıklığı ihmal ediyor. Bu yazı, aslında en büyük temizliğin içimizde yapılması gerektiğini çok güzel hatırlatıyor. Beden, zihin ve ruh üçlemesi üzerine böylesine farkındalık oluşturan bir içerik için teşekkür ederim. Kaleminize sağlık ağabeyim…
Zafer Dalgıç.
29 Nisan 2026 19:46Çok değerli bir yazı. 👏👍Emeğinize sağlık.
Abdurrahman
29 Nisan 2026 19:40Zihin sessizleşirse beden iyileşir…
Bence, yorgun bir zihni toparlamanın en güzel yolu hızlı yaşamaktan vazgeçip, bir nebze de olsa her şeyden uzaklaşmak ve doğada biraz zaman geçirmek.
Günlük koşturmacanın hızını azaltmak ve doğayla mola vermek, zihni boşaltan, dinlendiren bir aktivite.
Böylece sakinleşen zihnin, problem çözme, üretkenlik ve hafıza açısından performansı oldukça yükseliyor.
Yeşil alanlara yakın bölgelerde yaşayanlar, zihinsel yorgunluktan ve stresten daha az şikâyet ediyorlar.
Sonuç olarak, doğayla iç içe olmak, beden ve zihin sağlığını olumlu yönde etkiliyor.
Varol üstadım varlığın yeter Allah seni başımızdan eksik etmesin hürmetler saygılar…
Mehmet Polat
29 Nisan 2026 19:40Yüreğinize kaleminize sağlık efendim. Yine muhtemeş bir yazı. 🙏🙏
Birol Aras
29 Nisan 2026 19:24Elinize,yüreğinize sağlık. Yazınız insanın kendine dönmesi, kendini sevmesi ve hayatını daha anlamlı kılması için çok güzel bir rehber niteliğinde. Samimi ve içten çağrılarınız hayatın karmaşasında kaybolan bizlere yol gösterici oluyor.
Mustafa
29 Nisan 2026 19:07Osman abi çok güzel şeyler yazmışsın ve tamda şu aralar ihtiyacım vardı
Yazınızı dikkatle okudum gerçekten iy noktalara deyimmişsiniz tekrar çok teşekkür ederim 🙏🙏
Mehmet
29 Nisan 2026 19:01Güzel abem güzel konuşuyorsun da ama ülke de yaşadığımız maglum Türkiye ne kadar kendin de olsan da olamazsın çünkü Türkiye ahlak kalmadı bu arada herkes tenzih ne kadar da kendin olsan dünya senden ibaret değil
Gülefer ARAS
29 Nisan 2026 18:43Yüreginize sağlik. Kitabınızı da okudum. Tekrar tekrar okuyup önerilerinizden yararlanmaya çalışıyorum. Yüreginize sağlik. Kitabınızı da okudum. Tekrar tekrar okuyup önerilerinizden yararlanmaya çalışıyorum. 👏👏👏👏Teşekkürler…
Fevzi Akkaya
29 Nisan 2026 18:41Haritalardan bir demet yine..
Keşke yapabilsek..
Emeğinize sağlık devrem..
Selamlar saygılar.
İsmail çapak
29 Nisan 2026 18:39Allah razı olsun osman bey
İyiliklere vesile oluyorsunuz.
Gerçektende, dünya yaşamı telaşında
Bazı değerleri unutuyoruz.
Elbette maneviyat yönünü unutmamamız gerekir.
Kuran ve psikoloji adlı kitabım var.
Bu çercevede, sizin düşüncelerinizle
Ortak paydada buluşacağımızı düşünüyorum.
İnş en kısa zamanda ziyaret etmek isterim.
İsmail çapak
05322934367
Osman Güzelgöz
29 Nisan 2026 18:56Çok mutlu olurum. Teşekkür ediyorum. 💐🙏
Şahin murat
29 Nisan 2026 18:35Emeğinize sağlık, çok güzel bir motivasyon yazısı .. 🙏
Mutlu
29 Nisan 2026 18:30Eline yüreğini sağlık kardeşim çok güzel bir paylaşım olmuş
Ramazan Şimşek
29 Nisan 2026 18:11Degerlı hatırlatmalarınız ve bılgılendırmelerınız ıcın tesekkur ederız 👏👏👏
Hüseyin Alğın
29 Nisan 2026 18:53Osman ağabeyim çok güzel tesbitlerde bulunmuşsun.. Bunlardan arınmak için Şanlıurfa’nın dışında 😊 yaşamak lazım yani senin gibi 🫣 çok çok zor bir ortamda yaşıyoruz 😥 Allah yardımcımız olsun inşALLAH 🤲🙋
Op. Dr. Yusuf Aslantürk
29 Nisan 2026 18:11Elinize emeğinize sağlık çok kıymetli abim. Harika bir yazı olmuş. İstifade edeceğim inşallah 🙏🏻 Allaha emanet olun